Kadın Kadına Ama Eksik Kalan Bir Yan Vardı Desek !
Konu kadın ise; Siyasi görüşten bağımsız, İktidar–Muhalefet ayrımı gözetmeksizin,
Antalya’nın belediyelerinde, derneklerinde, federasyonlarında ve siyasi yapılarında kadınlara başkanlık eden kadınların da orada olması gerekmez miydi?
Bu bir kadın meselesiydi. Bu bir siyasi arena değildi.
Tarihe baktığımızda; İskitlerden Tomris Hatun, Ordu yöneten Altuncan Hatun, Cephede destan yazan Kara Fatma’lar, Şerife Bacı’lar, Çete Ayşe’ler bizlere şunu öğretir:
Kadın, nerede söz varsa orada vardır; nerede gelecek kuruluyorsa oradadır.
Bugün bine yakın, hatta binlerce kadın bu yapılara üye.
Okuyan “bana mı söylüyor?” der ama “Sen kimi yazdın?” demesin, iç sesimi dışa verdim.
Kadın Kadına Değer Üzerine Bir Not...
Kadın girişimciliğini merkeze alan, emeği, cesareti ve dayanışmayı büyütmeyi amaçlayan toplantılar; bu ülkenin yarınları adına umut veriyor.
Kadının fikrinin ürüne, emeğinin kazanca, üretimin pazara dönüşmesi üzerine kurulan her cümle kıymetlidir.
Çünkü kalkınmanın yolu, kadının güçlenmesinden geçer.
Bu tür programlarda anlatılanlar çok çok güzeldir.
Veriler yol göstericidir.
Hedefler değerlidir.
Ancak “kadın” kelimesi bu kadar merkeze alındığında, insan ister istemez şunu düşünür:
Kadını sadece üreten, çalışan, girişimci yönüyle değil;
aynı zamanda temsil eden, yöneten, sorumluluk alan yönüyle de görmek gerekir mi?
Tomris Hatun’dan Altuncan Hatun’a, cephede mücadele eden kadınlardan toplumu örgütleyenlere kadar bu toprakların hafızasında kadın hep ön saftadır.
Bugün de binlerce kadının içinde yer aldığı yapılarda, kadınlara başkanlık eden, kadınları temsil eden pek çok kadın vardır.
Böylesi “kadın odaklı” buluşmalarda, bu temsiliyetin görünür olması;
sözün daha çoğul, daha kapsayıcı ve daha güçlü olmasına katkı sunmaz mı?
Bu bir eksiklik saymak için değil; bir tamamlama çağrısı olarak okunmalıdır.
Çünkü konu kadın olduğunda; siyasi kimlikler geri planda kalmalı, ön planda sadece kadın deneyimi, kadın emeği ve kadın dayanışması yer almalıdır.
Kadın kadını gördüğünde güçlenir.
Kadın kadınla yan yana geldiğinde cesaret bulur.
Kadın kadına konuştuğunda yol açılır.
Belki de bundan sonra sorulması gereken soru şudur:
Kadını konuşurken, kadının her alandaki sesini aynı masada buluşturabiliyor muyuz?
Cevabı birlikte aramak, yarınları birlikte inşa etmek için iyi bir başlangıç olabilir.
Kadın Kadına Ama Eksik Kalan Bir Yan vardı…
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız Sayın Mahinur Özdemir Göktaş’ın öncülüğünde düzenlenen “Yükselen Kadınlar: Kendi İşim, Benim İzim” programı; içeriği, vizyonu ve anlatılan hedefleriyle son derece kıymetliydi.
Kadın emeği, girişimcilik, dayanışma ve cesaret; salonda yankı bulan ortak kelimelerdi.
Evet, konuşmalar güzeldi.
Evet, kadın girişimciliğinin ülke kalkınmasındaki yeri güçlü biçimde anlatıldı.
Evet, kadınların birlikte büyümesi gerektiği vurgulandı.
Ancak tam da “Kadın, kadınadır” denilen bir toplantıda, eksik kalan önemli bir parça vardı.
Konu kadın ise; Siyasi görüşten bağımsız, İktidar–Muhalefet ayrımı gözetmeksizin,
Antalya’nın belediyelerinde, derneklerinde, federasyonlarında ve siyasi yapılarında kadınlara başkanlık eden kadınların da orada olması gerekmez miydi?
Bu bir siyasi arena değildi.
Bu bir kadın meselesiydi.
Tarihe baktığımızda;
İskitlerden Tomris Hatun,
Ordu yöneten Altuncan Hatun,
Cepheden cepheye kara kışta mermi taşıyan, mermiler ıslanmasın diye çocuğunun battanesi ile top arabasını örten, karakızın yerine kendini arabaya koşan, destan yazan, Nene Hatunlar, Kara Fatma’lar, Şerife Bacı’lar, Çete Ayşe’ler bizlere şunu öğretir:
Kadın, nerede söz varsa orada vardır; nerede gelecek kuruluyorsa oradadır.
Bugün bine yakın, hatta binlerce kadın bu yapılara üye.
Onları temsil eden, onlara başkanlık eden siyasi kadınların da bu tür toplantılarda bulunması;
Dinlemesi, öğrenmesi, katkı sunması ve sonra kendi gruplarına anlatması gerekmez mi?
Kadın deyince;
Kadın konularında en önde durması gerekenlerin, hem iktidar hem muhalefet kanadındaki kadın siyasetçilerin de bu salonda yer alması beklenmez miydi?
Bu bir eleştiri değil;
Bu, tamamlanması gereken bir çağrıdır.
Kadın girişimciliğini konuşurken,
Kadın temsiliyetini eksik bırakmamak gerekir.
Çünkü biliyoruz ki;
Kadın kadının sesini duyarsa güçlenir,
Kadın kadınla omuz omuza verirse yol kısalır,
Kadın kadınadır. Ve kadınlar birlikteyse, yarın daha güçlüdür.
Onları temsil eden, onlara başkanlık eden biri hariç derdim ama demiyorum,konu kadın olunca bütün siyasi kadınların da bu tür toplantılarda bulunması;
Dinlemesi, öğrenmesi, katkı sunması ve sonra kendi gruplarına anlatması gerekmez mi? ...

