
Köklü Bir Mirasın İzinde: 3 Mayıs Türkçülük Günün
Köklü bir geçmişten güç alan bir milletin en büyük mirası; dili, kültürü ve sarsılmaz iradesidir.
Asırlardır aynı inanç ve kararlılıkla yol alan bu ruh, dün olduğu gibi bugün de dimdik ayakta, yarınlarda da diri ve güçlü olmaya devam edecektir.
Biz Türk’üz…
Adı tarihe altın harflerle yazılmış büyük bir milletin evlatlarıyız.
Dün vardık, bugün buradayız, yarın da burada olacağız.
Türk demek, Türkçe demektir;
Ne Mutlu Türk'üm diyene!”
Dünya tarihinden Türkleri çıkardığınızda, geriye yazılacak bir tarih kalmaz.
Amerika’dan Asya’ya, Avrupa’dan Afrika’ya uzanan geniş coğrafyalarda Türk’ün izi, Türk’ün emeği, Türk’ün medeniyet anlayışı vardır.
Oğuz’u, Kıpçağı; Hun’u, Göktürk’ü, Uygur’u… Avarlar, Kumanlar, Karahanlılar, Selçuklular, Osmanlılar ve daha niceleri…
Her biri, tarihe ve insanlığa yön vermiş, medeniyetin taşıyıcısı olmuştur.
MÖ 5. yüzyılda Yessik Kurganı’ndaki “Altın Elbiseli Adam”ın zarafeti,
Pazırık Halısı’ndaki ince sanat anlayışı; Pazırık Kurganı'ndan çıkan, her 10 santimetrekaresinde 36 bin düğüm olan o eşsiz halıyla,
Ahlat mezar taşlarındaki estetik ruh; Ahlat mezar taşlarındaki ve Divriği Ulu Camii’ndeki mermeri dantel gibi işleyen ince ruhla,
Divriği Ulu Camii’nin taşlara işlenmiş zarif dokusu…
Ahlat mezar taşlarındaki ve Divriği Ulu Camii’ndeki mermeri dantel gibi işleyen ince ruhla,
15. yüzyılda tıbbın zirvesine çıkıp mikrobu tanımlayan, darüşşifalar kuran bilimin aydınlığıyla yazılmıştır.
Çanakkale’de ve Millî Mücadele’de emperyalizme dur diyen bu irade; bugün de aynı şuurla ayaktadır.
Bir Fikrin Doğuşu: 3 Mayıs 1945 Tophane Askerî Cezaevi'nde bir araya gelen Reha Oğuz Türkkan, Nihal Atsız, Alparslan Türkeş, Nejdet Sançar ve dava arkadaşlarının yaktığı o meşale, bugün milyonların kalbinde yanmaya devam ediyor.
Türkçülük; vatanın her köşesinde durmadan dalgalandırılması gereken şerefli bir bayraktır.
"Taş kırılır, tunç erir ama Türklük ebedidir."
Türklük Şuurumuz Daim Olsun
Bunların her biri, Türk milletinin sadece savaşçı değil; aynı zamanda sanatkâr, bilim insanı ve adalet timsali bir millet olduğunun göstergesidir.
Selçuklu’nun ve Osmanlı’nın adalet anlayışı,
Darüşşifalarda insanlığa sunulan şifa,
Çanakkale’de ve Millî Mücadele’de sergilenen bağımsızlık ruhu…
Tüm bunlar, Türk milletinin tarih sahnesindeki silinmez izleridir.
3 Mayıs 1945’te, Tophane Askerî Cezaevi’nde tutuklu bulunan Türk aydınlarına destek amacıyla düzenlenen toplantı, Türkçülük Günü’nün başlangıcı olmuştur.
Bu anlamlı gün, sadece bir anma değil; aynı zamanda bir şuur, bir duruş ve bir aidiyet ifadesidir.
Türklük; bir kan meselesinden öte, bir bilinç, bir ruh ve bir dava meselesidir.
“Taş kırılır, tunç erir ama Türklük ebedidir.”
Türklük bedenimiz, inancımız ruhumuzdur.
Ruhsuz beden nasıl eksik kalırsa, köklerinden kopmuş bir millet de varlığını sürdüremez.
Bu nedenle Türkçülük; ayrıştıran değil, birleştiren; geçmişten aldığı güçle geleceğe yön veren bir bayraktır.
O bayrağı vatanın her köşesinde dalgalandırmak, her Türk’ün en büyük sorumluluğudur.
Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan bu kutlu yolculukta, değerlerimizi yaşatan, milli bilinci diri tutan ve ömrünü istiklale adayan tüm atalarımızı rahmet ve minnetle anıyorum.

3 Mayıs Türkçülük Günü kutlu olsun.
Ne mutlu Türk’üm diyene…
Dilber Köse
