Gülizar ALTAY
Köşe Yazarı
Gülizar ALTAY
 

Aynadaki İnsan

  Aynadaki İnsan “İnsan, başkasında kendini görmeye başladığı gün, hayatı anlamaya başlar.” Lev Tolstoy İnsan, ömrü boyunca kendini arar. Kimi bunu servette, kimi makamda, kimi alkışlarda arar. Oysa aradığı hakikat, çoğu zaman yanı başından sessizce geçip gider. Çünkü insan, kendini ancak başka bir insanın gözlerinde görebilir. “Yaratılanı severiz Yaratan’dan ötürü.” Yunus Emre Bu söz yalnızca bir sevgi çağrısı değil, aynı zamanda bir irfan kapısıdır. Çünkü her gönül, ilâhî bir nefhanın izini taşır. Bir kalbi inciten, aslında kendi gönlünün duvarına bir çatlak düşürür. Bir yarayı saran ise önce kendi ruhunu iyileştirir. Bugün insanın en büyük yalnızlığı, kalabalıklar içinde birbirini görememesidir. Göz göze geliyor ama gönül gönüle değmiyoruz. Aynı sokakta yürüyor, aynı sofraya oturuyor, aynı gökyüzüne bakıyoruz; fakat birbirimizin yükünü hissetmiyoruz. Hâlbuki hayat, yalnızca yaşamak değil, hissedebilmektir. Mevlânâ’nın dediği gibi, “Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguyu paylaşanlar anlaşır.” Gönül dili öğrenilmeden hayatın alfabesi okunmaz. Bir yetimin sessiz bakışında kendi çocukluğunu, yaşlı bir insanın titreyen ellerinde kendi yarınını, yorgun bir annenin gözlerinde kendi annesini görebilen kişi, insan olmanın sırrına yaklaşmıştır. Belki de Rabbimiz insanı insana emanet etti. Çünkü merhamet, kitaplardan öğrenilen bir bilgi değil; bir insanın acısını kendi yüreğinde hissedebilmektir. Vicdan, yalnızca doğruyu bilmek değil, doğruyu yaşayabilmek ve yaşatabilmektir. Ne gariptir ki kusurlarımızı başkalarında daha kolay görürüz. Oysa hakikat ehli önce kendi nefsini sorgular. Başkasının ayıbıyla meşgul olan göz, kendi karanlığını göremez. Gönül aynasını temizleyen ise her insanda Hakk’ın bir tecellisini seyretmeye başlar. Hayatın anlamı büyük zaferlerde değil, küçük iyiliklerde gizlidir. Bir selâmda, bir tebessümde, bir yetimin başını okşayan elde, bir hastanın duasında… Çünkü insan, insana yaklaştıkça Rabbine de yaklaşır. Dolayısıyla dünya, birbirini yenmeye çalışanların değil; birbirini anlamaya çalışanların omuzlarında ayakta kalır. Gönüller fethedilmeden şehirler fethedilse ne olur? Düşünsenize ; ömrün sonunda bize sorulacak en önemli sorulardan biri şu olacaktır: Kaç kişiyi tanıdın değil; kaç kişinin yüreğinde kendini bulabildin? Çünkü insan, başkasında kendini görmeye başladığı gün yalnız hayatı değil, Rabbinin kendisine emanet ettiği insan olma sırrını da anlamaya başlar. GÖNÜLÜN DİLİ Gönül’ün diline düşerse kelam Tereddüt etmeden yardan söz eder İçinde vesvese bitmez vesselâm Hikmeti bilinmez sırdan söz eder Sevgilerimle… Gülzâre Gülizar ALTAY  
Ekleme Tarihi: 27 Temmuz 2026 -Pazartesi

Aynadaki İnsan

 

Aynadaki İnsan

“İnsan, başkasında kendini görmeye başladığı gün, hayatı anlamaya başlar.”
Lev Tolstoy

İnsan, ömrü boyunca kendini arar. Kimi bunu servette, kimi makamda, kimi alkışlarda arar. Oysa aradığı hakikat, çoğu zaman yanı başından sessizce geçip gider. Çünkü insan, kendini ancak başka bir insanın gözlerinde görebilir.

“Yaratılanı severiz Yaratan’dan ötürü.” Yunus Emre
Bu söz yalnızca bir sevgi çağrısı değil, aynı zamanda bir irfan kapısıdır. Çünkü her gönül, ilâhî bir nefhanın izini taşır. Bir kalbi inciten, aslında kendi gönlünün duvarına bir çatlak düşürür. Bir yarayı saran ise önce kendi ruhunu iyileştirir.

Bugün insanın en büyük yalnızlığı, kalabalıklar içinde birbirini görememesidir. Göz göze geliyor ama gönül gönüle değmiyoruz. Aynı sokakta yürüyor, aynı sofraya oturuyor, aynı gökyüzüne bakıyoruz; fakat birbirimizin yükünü hissetmiyoruz. Hâlbuki hayat, yalnızca yaşamak değil, hissedebilmektir.

Mevlânâ’nın dediği gibi, “Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguyu paylaşanlar anlaşır.” Gönül dili öğrenilmeden hayatın alfabesi okunmaz. Bir yetimin sessiz bakışında kendi çocukluğunu, yaşlı bir insanın titreyen ellerinde kendi yarınını, yorgun bir annenin gözlerinde kendi annesini görebilen kişi, insan olmanın sırrına yaklaşmıştır.

Belki de Rabbimiz insanı insana emanet etti. Çünkü merhamet, kitaplardan öğrenilen bir bilgi değil; bir insanın acısını kendi yüreğinde hissedebilmektir. Vicdan, yalnızca doğruyu bilmek değil, doğruyu yaşayabilmek ve yaşatabilmektir.

Ne gariptir ki kusurlarımızı başkalarında daha kolay görürüz. Oysa hakikat ehli önce kendi nefsini sorgular. Başkasının ayıbıyla meşgul olan göz, kendi karanlığını göremez. Gönül aynasını temizleyen ise her insanda Hakk’ın bir tecellisini seyretmeye başlar.

Hayatın anlamı büyük zaferlerde değil, küçük iyiliklerde gizlidir. Bir selâmda, bir tebessümde, bir yetimin başını okşayan elde, bir hastanın duasında… Çünkü insan, insana yaklaştıkça Rabbine de yaklaşır.

Dolayısıyla dünya, birbirini yenmeye çalışanların değil; birbirini anlamaya çalışanların omuzlarında ayakta kalır. Gönüller fethedilmeden şehirler fethedilse ne olur?

Düşünsenize ; ömrün sonunda bize sorulacak en önemli sorulardan biri şu olacaktır: Kaç kişiyi tanıdın değil; kaç kişinin yüreğinde kendini bulabildin?

Çünkü insan, başkasında kendini görmeye başladığı gün yalnız hayatı değil, Rabbinin kendisine emanet ettiği insan olma sırrını da anlamaya başlar.

GÖNÜLÜN DİLİ
Gönül’ün diline düşerse kelam
Tereddüt etmeden yardan söz eder
İçinde vesvese bitmez vesselâm
Hikmeti bilinmez sırdan söz eder
Sevgilerimle…

Gülzâre
Gülizar ALTAY

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kalpgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.