Oksijenimizi Kaybediyoruz
Yeryüzü, insana emanet edilmiş en büyük nimettir.
Dağlar, ovalar, nehirler ve ormanlar…
Hepsi bize ait olduğu için değil; bize emanet edildiği için değerlidir. Emanete ihanet edildiğinde ise önce tabiat susar, sonra insanın vicdanı…
Bugün yine ciğerlerimiz yanıyor.
Gökyüzüne yükselen duman, sadece ağaçların değil, insanlığın da imtihanını haber veriyor.
Bir çam ağacının gölgesinde dinlenecek çocuklar, dallarında yuva kuracak kuşlar ve toprağa can verecek kökler, alevlerin içinde sessizce yok olup gidiyor.
Oysa Kur’an-ı Kerim’de insan, yeryüzünün halifesi olarak anılır.
Halife olmak; hükmetmek değil, korumaktır. Sahip olmak değil, emanetin hakkını vermektir.
Bir ağacı yaşatmak, bazen bin sözden daha büyük bir ibadettir.
Çünkü yaratılanı sevmek, Yaradan’a duyulan sevginin en güzel tezahürüdür.
Ne acıdır ki bazen bir ihmal, bazen bir dikkatsizlik, bazen de umursamazlık; onlarca yıllık ormanları birkaç saat içinde küle çeviriyor.
Bir sigara izmariti, kontrolsüz yakılan bir ateş ya da küçük görülen bir hata…
Sonunda kaybedilen yalnızca ağaçlar olmuyor.
Kaybedilen; oksijenimiz, yağmurumuz, bereketimiz ve geleceğimiz oluyor.
Alevlerden kaçan ceylanın sessiz çığlığını duyabiliyor muyuz?
Kanatları yanmış bir kuşun göğe son kez bakışını görebiliyor muyuz?
Dalların arasından yükselen o dumanın, aslında insanın iç âlemine çöken bir karanlık olduğunu hissedebiliyor muyuz?
Yangın söndürme ekipleri, orman işçileri, güvenlik güçleri, sağlık çalışanları ve gönüllüler; canlarını ortaya koyarak yalnızca alevlerle değil, umutsuzlukla da mücadele ediyor.
Onların fedakârlığı bize şunu hatırlatıyor:
İnsanlık, ancak birbirinin yükünü omuzladığında ayakta kalabilir.
Fakat en büyük kahramanlık, yangın çıktıktan sonra değil;yangının hiç çıkmamasını sağlamaktır.
Vicdan, tedbirdir. Merhamet, dikkattir.
Sorumluluk ise gelecek nesillerin nefesini bugünden koruyabilmektir.
Tasavvufta güzel bir söz vardır. “Kâinat, Hakk’ın sessiz zikridir.”
Rüzgârın uğultusu, yaprağın hışırtısı, kuşun ötüşü…
Hepsi yaratılışın zikrine katılır. Biz ise bazen bu zikri kendi ellerimizle susturuyoruz.
Bugün yanan her orman, bize şu soruyu yöneltiyor:
Biz bu dünyadan geçerken ardımızda kül mü bırakacağız, yoksa gölgesine insanlar sığınacak fidanlar mı?
Ağaç, sadece toprağa değil, insanın vicdanına da kök salar.
Geliniz, bu emanete sahip çıkalım. Bir fidan dikelim, bir yangını önleyelim, bir gönle tabiat sevgisi ekelim.
Zira bir ağacı korumak, yalnızca bugünü değil; yarının nefesini, umudunu ve duasını da korumaktır.
Çünkü orman yanınca sadece ağaçlar değil; insanın merhameti sınanır, vicdanı imtihan olur ve geleceği küle döner.
Nefesimizi kaybetmeyelim; emanetimize sahip çıkalım.
Sevgilerimle…
Gülzâre
Gülizar ALTAY
