Hüseyin İlker DUMAN
Köşe Yazarı
Hüseyin İlker DUMAN
 

Yakamoz da Kısıtlanır mı?

  Yukarıdaki görselde ne görüyorsunuz?   Evet, farkındayım; çok genel bir soru oldu. O yüzden daha basite indirerek tekrar sorayım: Fotoğraftaki beni görünce ilk neyi fark ediyorsunuz? Garip bir duruşum var. Tekerlekli sandalyedeyim. Herhalde bedensel engelli olduğum rahatlıkla görülüyordur. İnanmıyorsanız sağlık raporum var. Kapı gibi, devlet hastanesinden alınmış bir rapor. %90’ın üzerinde engel durumum var. “Çişimi” söyleyebildiğim için birkaç puan kırmışlar. 27 Haziran’da 45 yaşıma girdim. Bu kadar zaman nasıl geçti bilmiyorum ama zaman geçtikçe engelli olmak daha da zorlayıcı hale geliyor. Bunu bir çan eğrisine benzetecek olursam; çocukluk ve gençlik, “Neden böyleyim?” sorusunun psikolojik mücadelesiyle geçiyor. Zirve noktasından sonra ise kabulleniş, fiziksel ağrılar ve “Bunlar nasıl geçecek?” düşüncesi başlıyor. Sizi teknik terimlere ve ajitasyona boğmadan konuya geleyim. Benim gibi rehabilitasyona giden arkadaşlar iyi bilir: Servis bizi evden alır, tedaviye götürür, sonra tekrar eve bırakır. Beni tanıyanlar da kasılmalarım olduğu için arabaya binmenin ve arabadan inmenin benim için ne kadar zor olduğunu bilir. Özellikle de bir yabancı beni araca bindirirken… Malum, rehabilitasyon merkezlerinde şoförlük yapan kişiler engel durumlarımız konusunda uzman insanlar değiller. Bu da hem onları hem bizi zorluyor. En azından bir süredir benim için durum böyleydi. Bu nedenle devletin engelli bireylere hak olarak verdiği evde bakım hizmetine geçmeye karar verdim. Bu hizmette rehabilitasyon merkezleri eve fizyoterapist gönderiyor, tedaviyi evde alıyorsunuz. Fakat bu hizmetten yararlanabilmek için %90 üzeri engele sahip olmanız yetmiyor. Bunu doktorlara, en çok da bürokrasiye yeniden yeniden ispatlamanız gerekiyor. Yani ben, Türkiye Cumhuriyeti’nin 45 yaşında engelli bir vatandaşı olarak, üstelik vatandaşlık numaram ve devlet hastanesinden alınmış raporum olmasına rağmen, hakkım olan bir hizmet için yeniden ikna çabasına girmek zorunda kaldım. Ben de girdim. Girdim de öğrendim ki bazı insanlar bu hizmeti kötü niyetli kullandığı için, hizmeti alabilmem adına çıkarmam gereken raporu ya da rapor değişikliğini şu an alamıyorum. Bakanlık yeni bir genelge yayımlayana kadar ya da Meclis’te yeni bir düzenleme yapılana kadar beklemem gerekiyormuş. Daha önce de 27 yaş üzeri engelli bireylerin rapor alamayacağına dair söylentiler çıkmıştı. Neyse ki o zaman böyle bir durum yaşanmamıştı. Fakat benim şu an yaşadığım şey söylentiden ibaret değil; gerçek bir durum. Üstelik bu yılın 11. ayına kadar bu raporu alamazsam, hakkımın ayrıca yanabileceğine dair bilgiler de var. Bu 11. ay meselesi benim rapor süremle alakalı. Elbette bazı insanlar hakları kötüye kullanıyor. Bu dünyanın her yerinde var. Özellikle ülkemizde, hakların kötüye kullanılması gerekçesiyle engelli bireylerin bazı haklarında kırpmalar yapılmadığını da söyleyemeyiz. Haklılar tabii… Engelli bir birey olarak diğer engelli bireylerin hakları kötüye kullanmasını denetlemek benim görevimdi. Ben bunu başaramadım. Sıradan engelli olmak çok zor arkadaşlar. Bu arada, fotoğraftaki yakamoz da çok etkileyici, öyle değil mi? Umarım o da kısıtlanmaz…
Ekleme Tarihi: 04 Temmuz 2026 -Cumartesi

Yakamoz da Kısıtlanır mı?

 
Yukarıdaki görselde ne görüyorsunuz?
 
Evet, farkındayım; çok genel bir soru oldu. O yüzden daha basite indirerek tekrar sorayım: Fotoğraftaki beni görünce ilk neyi fark ediyorsunuz?
Garip bir duruşum var. Tekerlekli sandalyedeyim. Herhalde bedensel engelli olduğum rahatlıkla görülüyordur. İnanmıyorsanız sağlık raporum var. Kapı gibi, devlet hastanesinden alınmış bir rapor. %90’ın üzerinde engel durumum var. “Çişimi” söyleyebildiğim için birkaç puan kırmışlar.
27 Haziran’da 45 yaşıma girdim. Bu kadar zaman nasıl geçti bilmiyorum ama zaman geçtikçe engelli olmak daha da zorlayıcı hale geliyor. Bunu bir çan eğrisine benzetecek olursam; çocukluk ve gençlik, “Neden böyleyim?” sorusunun psikolojik mücadelesiyle geçiyor. Zirve noktasından sonra ise kabulleniş, fiziksel ağrılar ve “Bunlar nasıl geçecek?” düşüncesi başlıyor.
Sizi teknik terimlere ve ajitasyona boğmadan konuya geleyim.
Benim gibi rehabilitasyona giden arkadaşlar iyi bilir: Servis bizi evden alır, tedaviye götürür, sonra tekrar eve bırakır. Beni tanıyanlar da kasılmalarım olduğu için arabaya binmenin ve arabadan inmenin benim için ne kadar zor olduğunu bilir. Özellikle de bir yabancı beni araca bindirirken…
Malum, rehabilitasyon merkezlerinde şoförlük yapan kişiler engel durumlarımız konusunda uzman insanlar değiller. Bu da hem onları hem bizi zorluyor. En azından bir süredir benim için durum böyleydi.
Bu nedenle devletin engelli bireylere hak olarak verdiği evde bakım hizmetine geçmeye karar verdim. Bu hizmette rehabilitasyon merkezleri eve fizyoterapist gönderiyor, tedaviyi evde alıyorsunuz.
Fakat bu hizmetten yararlanabilmek için %90 üzeri engele sahip olmanız yetmiyor. Bunu doktorlara, en çok da bürokrasiye yeniden yeniden ispatlamanız gerekiyor. Yani ben, Türkiye Cumhuriyeti’nin 45 yaşında engelli bir vatandaşı olarak, üstelik vatandaşlık numaram ve devlet hastanesinden alınmış raporum olmasına rağmen, hakkım olan bir hizmet için yeniden ikna çabasına girmek zorunda kaldım.
Ben de girdim.
Girdim de öğrendim ki bazı insanlar bu hizmeti kötü niyetli kullandığı için, hizmeti alabilmem adına çıkarmam gereken raporu ya da rapor değişikliğini şu an alamıyorum. Bakanlık yeni bir genelge yayımlayana kadar ya da Meclis’te yeni bir düzenleme yapılana kadar beklemem gerekiyormuş.
Daha önce de 27 yaş üzeri engelli bireylerin rapor alamayacağına dair söylentiler çıkmıştı. Neyse ki o zaman böyle bir durum yaşanmamıştı. Fakat benim şu an yaşadığım şey söylentiden ibaret değil; gerçek bir durum.
Üstelik bu yılın 11. ayına kadar bu raporu alamazsam, hakkımın ayrıca yanabileceğine dair bilgiler de var. Bu 11. ay meselesi benim rapor süremle alakalı.
Elbette bazı insanlar hakları kötüye kullanıyor. Bu dünyanın her yerinde var. Özellikle ülkemizde, hakların kötüye kullanılması gerekçesiyle engelli bireylerin bazı haklarında kırpmalar yapılmadığını da söyleyemeyiz.
Haklılar tabii…
Engelli bir birey olarak diğer engelli bireylerin hakları kötüye kullanmasını denetlemek benim görevimdi. Ben bunu başaramadım.
Sıradan engelli olmak çok zor arkadaşlar.
Bu arada, fotoğraftaki yakamoz da çok etkileyici, öyle değil mi?
Umarım o da kısıtlanmaz…
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kalpgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.